Ana içeriğe atla

Hayatımın Öteki Adı


      ''Hayatın ikincisi varsa, ölümün ilki uyarıdır.

       Her şeyi başlatan o ilk cümle buydu. Yirmi yaşındaydım. Bir hikaye anlatıcısı olmak için çalışıyordum. Elbette bu hikaye kendi hayatım olmayacaktı. Her yer, kirli sokaklar, bütün her şey anlatılmaya çok müsaitti. Ama 2010 yılında Prag'da, kafamdaki tek hikaye cinayetti.

      ''Hayatımın Öteki Adı'''nın dağıtımı en geç 16 Nisan'a kadar tamamlanmış olacak. Kitap, tüm seçkin kitapçıların raflarında yerini alacak.

Arka Kapak Yazısı:
Sanırım adım hâlâ Hakan. Ben bilmesem bile Tanrı biliyor, bu yüzden seviniyorum. Çünkü her şeyi bildiği için mutsuz olduğundan eminim. Şu an önümde saatler yok. Ama bir hayat var. Bir hayatım var. Defalarca boşaltıp, defalarca kanla doldurduğum bir hayat. Zamanı durduramadığım bir hayat. Ben bir akrebim. Ve zamanı durduramadığım için kendimi sokuyorum. Biliyorum. Artık çoktan doğada çözündüm. Döndürüldüm. Nefes aldım, nefes verdim. Hiç kimse niye yaşadığımın hesabını soramaz artık benden. En anlamlı intihar nefes almaktır zaten!

İkinci Adam Yayınları Tanıtım Bülteninden:
Strasbourg'dan, Orapa'ya, Edinburgh'dan, St.Petersburg'a, California'dan, Bern'e, bir çok şehirde geçen bir hikaye. Hakan Ayaz adlı bir Türk'ün nasıl bir katile dönüştüğünün hikayesi. Yıl 2048. Türk bir yazar öldürülüyor. Her şey kayıp, hiçbir şey bilinmiyor. Hakan Ayaz'la, öldürülen yazarın birleştiği nokta mükemmel bir kurgunun da tanımını yapmış oluyor. Alpcan Candan, güçlü kalemiyle bu hikayenin altından kalkarken, okurlarına da farklı sırlar veriyor.





Alpcan Candan-Hayatımın Öteki Adı (2013)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Baudelaire: ''Faydalı bir insan olmak bana korkunç gelmiştir''

Paris’te bir üniversite öğrencisi uykusuzluk şikâyetiyle doktora gitti. Doktor ona ne kadar zamandır bu şikâyetinin olduğunu sordu. Öğrenci düşündü ve hiçbir yanıt bulamadı. Uykusuzluktan yakınıyordu ancak ne zamandır bu sorun başına musallat olmuştu kestiremiyordu. Doktorla karşılıklı laf lafı açtı ve en sonunda şöyle bir cümle kurdu öğrenci; ‘’kitap okumayı seviyorum, bazı kitaplardaki cümleler sırtımı okşuyor, beni huzura davet ediyor. Ama ben nedense bu huzurdan hoşlanmıyorum. Sizce neden hoşlanmıyorum? Oysa onlara çok büyük saygı duyuyor ve seviyorum. Puşkin’e saygım sonsuz ve büyük. Fakat ben onu okurken saygı duyuyor, Baudelaire okurken ise kendimi buluyorum’’  Sahi biri neden Baudelaire okurken kendini bulur? Ya da şöyle sormak gerek belki, ‘’Faydalı bir insan olmak bana her zaman korkunç gelmiştir’’ diyen birisinde insan neden kendini bulur? Çünkü hastadır da ondan mı diyeceksiniz? Peki böyle birinde modern tıp herhangi bir patoloji izlemiyorsa ne olacak? Muhtemelen modern...

Edgar Allan Poe'nun Henry Wadsworth Longfellow ile Tek Taraflı Savaşı Üzerine

  3 Mayıs 1841’de, Philadelphia merkezli Graham’s Magazine ’in otuz iki yaşındaki editörü Edgar Allan Poe, Harvard Üniversitesi’nde Modern diller profesörü olan Henry Wadsworth Longfellow’a bir davet mektubu yazdı. Poe’dan iki yaş büyük olan Longfellow akademide bir yer edinmiş ve şair olarak ün kazanmıştı. Hırslı -fakat kendisini henüz yeteri kadar güçlü hissetmeyen Poe ise edebi ün kazanmayı, kendisini editör ve edebiyat gündemini belirleyen kişi  olarak yükseltmeyi umuyordu. Modern diller profesörünü davetiyle etkileyebilmek için mektubuna bilinçli olarak Fransızca ifadeler serpiştirdi ve ona iltifatlar yağdırdı: ‘’Sevgili Beyefendi Bu şehirde yayımlanan ve editörlüğünü benim yaptığım aylık bir dergi olan Graham’s Magazine’in sahibi Bay George R. Graham,   sizin derginin sayfalarını onurlandırmanızı rica ediyor. Sizin tarafınızdan bilinir olduğumu düşünmek için hiçbir nedenim yok; fakat bu davette bulunulacaktı ve bunu ben yapıyorum. Sizden her ay şiir ya da düzy...

Celladı İlahlaştıran Kurbanlar

  Platon’dan Max Weber’e Platon tiranlık sorununu ele ala ilk ve en etkili düşünürlerden biridir. MÖ 380 civarında yazdığı Devlet adlı diyalogunda, demokrasilerin tiranlık biçiminde başarısız olmaya mahkum olduğunu savunur. Platon hiçbir zaman demokrasi taraftarı olmamıştır. Muhtemelen bunun nedeni, hocası Sokrates’i ölüme mahkum eden Atina demokrasisiydi. Platon, demokratik yönetim biçimlerinin ahlaksız ve eğitimsiz bir nüfus ürettiğine ve bu nüfusun kitlelerin arzularını tatmin etmekte usta olan sözle aldatma ve ikna etme yetenekleriyle donanmış politikacılar için kolay bir av haline hâline geldiğine inanıyordu. Aynı zamanda Platon, ‘’Devlet’’ ile aynı dönemde yazdığı ‘’Gorgias’’ diyalogunda, bu tür politikacıların kamu yararını artırmak yerine sağlıksız vaatlerle kitleleri baştan çıkardığını söyler. Platon şöyle der: ‘ ’Bir aşçı ve bir hekim, kim hangi besinlerin daha yararlı, hangisinin daha zararlı olduğunu biliyor diye bir tartışmaya girişseler ve bu tartışmanın sonucuna ...